Dilin Belirsizliği

Dilin Belirsizliği [İtkahi, 2015]
Gökhan Yavuz Demir

Dil ne kadar belirsizdir? Ursula K. Le Guin’in de ifade ettiği gibi söz bütün kargaşa ve belanın kaynağıdır. En azından bazı filozoflar kelimelerin, cümlelerin ya da önermelerin sadece tek bir anlamı olduğunu, rasyonel çıkarımlar doğrultusunda mantıksal niceliklere karşılık gelebildiğini savunur.  “Dilin Belirsizliği” adlı çalışmada ise bu anlayışın aksi gösterilmeye çalışılmış.

İmge, sembol ve metafor gibi kavramlar üzerine inşa edilen belirsizlikler sosyolojik bir yaklaşımla ele alınabilir. Bu anlamda dil, filolojik bağlamda belli standartlara sahip olsa da satranç gibi kurallı bir dizgede değil, go gibi belirsizliğin içinde yeniden yaşam buluyor.

Çalışma; Hurafe Olarak Dil, Oyun Olarak Dil, ve Figüratif Bir Fenomen Olarak Dil olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Kitabın henüz ilk sayfalarında belirsizliğin de bir belirsizlik olduğu ifade edilerek dil üzerine kurulan her sistemin kendi içinde çelişkili olduğu kabul edilmiş. İlerleyen sayfalarda dilin belirsiz olması gerektiği ancak sistemin belirsiz olamayacağı da ifade edilmiş. Çünkü sistem, belirsizlikten çıkma amacıyla oluşturulan bir şey olarak kabul edilmelidir. Belki de bu yorumdan dilin bir sistem ifade etmesine karışı olunmadığını ancak sistemleştirme çabalarına karşı olduğunu anlamak gerekir.

Dil asla şeffaf değildir; ve asla yalnızca bir “anlam”ı veya “olgu”yu yahut “düşünce”yi veyahut “hakikat”i nakletmek için kullanılan bir araç da değildir. Dili nötr bir araç konumuna indirgemek, dili kendisinden başka bir şey haline getirmektir. Oysa dilin kendisinden başka bir temeli yoktur ve dil kendisinden başka hiçbir şey değildir. Dil sadece dildir ve dil olduğu ölçüde de belirsizdir. O halde dili nasıl anlamalıyız?

Yazara göre Galileo, Bacon ve Descartes gibi düşünürlerin “kesinlik arayışları” dönemin sosyo-politik yapısıyla ilişkilidir.  Politik ve teolojik zeminlerde güven ve istikrar arayışları tarihsel koşulların sosyal bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Newton ve Heisenberg üzerinden yapılan okumalarda ise belirsizlik ilkesinin Newton tarafından formüle edilen mutlak fiziğe farklı bir boyut kazandırdığını vurgulanmıştır. Bu durumda ya/ya da mantığı esnek değildir; paradoks ve belirsizliklerin üstesinden gelemez. Buna karşın hem/hem de mantığına dayalı kuantum fiziğinin indeterminist yorumunda tesadüf ve rastlantıya dayalı bir evren modeli temellendirilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir