Aşkın Diyalektiği Üzerine

“Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka, keşke yalnız bunun için sevseydim seni” diye sonlanıyor bir Cemal Süreya şiiri. Bu cümleler Spinoza felsefesi açısından çeşitli şekillerde yorumlanabilir. Spinoza bir önermesinde şöyle der:

Biri başkası tarafından sevildiğini hayal ediyorsa, bunun kendisinden kaynaklanan bir nedeni olmadığına inansa bile, yine de bu sevgiye sevgiyle karşılık verecektir [E, III, XLI. Önerme].

Diyelim ki biri tarafından sevildiğimi düşünüyorum ancak sevilmemin nedenini anlayabilmiş değilim. Diğer bir ifadeyle sevilmemin nedeni fiziksel ya karakteristik özelliklerimde görmüyorum. O halde, ortada bir sevgi var ve bu sevginin nedenini kendimde bulamıyorsam zorunlu olarak bana yönelen sevginin nedenini beni sevdiğini düşündüğüm kişide ararım. Böylece zorunlu olarak beni sevdiğini düşündüğüm kişiyi severim. Sevilmemin nedenini kendimde gördüğümde ise (yetenekliyim, zenginim vs.) beni seven kişiyi dolaylı olarak kendimi sevdiğim ölçüde severim. Sevginin “dış bir nedenin fikrine eşlik eden sevinç” olarak tanımlanması işte tam da bu noktada anlam kazanır. Bedenim, başka bir kişi, doğa, yıldızlar vs. varoluş kudretimi arttıran her türden fikir sevginin nedeni olabilir.

Şairin dizelerine dönecek olursak, şair sevilmesinin nedenini seven kişide aramakta ancak bu nedeni kendinde görmektedir. Şairin sevgisi bu durumda dolaylı bir sevgiye dönüşmüştür. Ayrıca kendi niteliklerini yadsımakla kalmayıp “akıp giden zamandan başka” hiçbir şeyi olmadığını da iddia etmektedir. Ardından sitem edercesine “keşke” diye umut eder. İade edilecek sevginin kaynağını adresinde görmek ister. Bu aşılmaz ironi şairi ruhsal dalgalanmanın doruğuna çıkartır. “Keşke” ifadesi varoluş kudretini azaltarak umut edilen bir fikri imler. Umut edilen ise akıbetinden kuşkuya kapıldığımız geçmişteki ya da gelecekteki bir şeyin fikrinden doğan gelip geçici bir sevinçtir. Bu nedenle şair kaçınılmaz olarak kedere sürüklenmiştir.

Aslında şiir “Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka, keşke yalnız bunun için sevseydin beni” diye bitseydi de aynı şey farklı bir şekilde ifade edilmiş olacaktı. Çünkü aşkın diyalektiği sevginin karşılıklı momentumundan başka bir şey değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir