Tanrılar, Sınıflar ve Ezoterizm
Oluşturan:
Sunday, April 21, 2019

Antik Roma'da bazı Tanrılar sosyal sınıflara karşılık gelirdi. Mars askerleri, Jupiter imparatorun da mensup olduğu hanedanlığı, Merkür ise tacir sınıfı temsil ederdi.

Buna karşın Antik Yunan tanrıları Yeni Platonculukta ezoterik bir anlam kazanmıştır. Uranos Kaos (para-rasyonel orjin) düzleminin, Kronos Theos düzleminin (akledilir evren) ve Zeus Kosmos‘un (düzenlenmiş algılanır evren) tecessüm etmiş halidir.

Antik Yunan ezoterizminde üç bilgi türü mevcuttur. Bunlardan ilki "gnosis" sezgi / tefekkür yoluyla öğrenilebilen bilgidir. İkincisi öğrenme/deneyim yoluyla öğrenilebilen "mathesis", üçüncüsü ise ızdırap çekerek öğrenilebilen "pathesis"tir.

MS 1. yüzyılda, özellikle Mısır'da şekillenen Gnostisizm'in iktisadi-sosyal koşullarının bu bilgi türlerini kapsadığını düşünebiliriz. Köleler için "pathesis", yurttaş olmayanlar için (metekler; çoğunluğunu tacir ve zanaatkarların oluşturduğu ara sınıf) "mathesis" ve yuttaşlar için "gnosis" uygun görünmekte.

Bu sınıflar da nihayetinde üç gruba ayrılmaktaydı; tensel tözleri maddesel dünyaya ait olan somatik, ruhları Öte Dünya'ya dönmek için çabalayan psychchi, ve nihayetinde ilksel Baba'yla bütünleşme ayrıcalığına sahip pneumatici sınıfı.

Üstte verdiğim örnek Antik dönemde felsefi-dinsel kimliklerin iktisadi-sosyal koşullar tarafından belirlenmesi ve bu üç eksenin (din-felsefe-ekonomi) birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olmasının başat ve basit bir kanıtı niteliğindedir. Gerek antik toplumda, gerekse günümüzde bilginin temsili temelde iki gurup arasında paylaşılmıştır. Kökü mitoloji olan dini bilgi çoğunluğa hitap edecek şekilde kurgulanmıştır. Bu tür bilgi egzoterik yani dışa dönük, herkesin anlayabileceği biçimdedir. İnisiyetik öğretilerle ya da felsefi tasarımlarla sistemleşen geleneği ise ezoterik bilgi temsil eder. Ezoterik bilgi içe dönük olmakla birlikte çoğunluktan ziyade daha seçkin, farkındalığa sahip bir azınlığı temsil eder.

Gnostisizm, sezgi ya da tefekkür yoluyla ulaşılabilen bir bilgi türüdür. Ancak ontolojik anlamda Hermetik felsefeden farklıdır. Düalizmi baz alan ve maddi dünyayı yeren Gnostik felsefenin aksine hermetik gelenek maddi ve manevi olanı “tek” olan olarak kabul eder. Hermetizimde evren yaratıcı işlevini (kendini yaratarak) daimi olarak sürdürür. Bu bakımdan her iki gelenek içinde Platonculuğun izlerini görmek mümkündür (Gnostisizm için reenkarnasyon, idealar dünyası - maddi dünya ayrımı, Hermetizm için bir praksis olarak Demiurgos).

“(…) tek ve her şey olan tanrı, her iki cinsiyetin de bereketiyle yüklüdür ve kendi iradesiyle her zaman gebedir ve ne zaman üretmek istese doğurur. (…)”

“Tanrının her iki cinsiyetten mi olduğunu söylüyorsun, Trismegistus?”

“Yalnızca tanrı değil, Asclepius, ama ruhu olan ve olmayan her şey; çünkü varolan şeylerin kısır olması mümkün değildir. Şimdi mevcut olan şeylerden bereketi çıkart, sonsuza dek varolmamaları imkansız olacaktır. Duyum ve büyümenin de şeylerin doğasında olduğunu ve dünyanın içinde büyümeyi barındırdığını ve varolmuş olan her şeyi muhafaza ettiğini söylüyorum. Çünkü her cinsiyet doğurganlıkla yüklüdür ve ikisinin birbirine bağlanması, daha doğrusu birlikleri anlaşılmaz. Buna Cupid ya da Venüs desen haklı olursun”

[Hermetica]

Gnostik ve Hermetik geleneklerin azınlığa hitap etmeleri nedeniyle iki öğreti de ezoerik olarak değerlendirilebilir. Genel anlamda pagan ve monoteist gelenekler ise egzoterik öğretilerdir.

Bu içerik
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Repor et

Rapor edildi
Nedenler
İptal
0 yorum